8 Mayıs 2008 Perşembe




bugun değişik birşey yapayım dedim, dediğim gibi değişik bir şeyin de cok değisik olmasına özen göstermek için çaba sarfettim.sonuçta baya degisik bir şey ortaya çıktı fakat bu değişik şeyin ne denli değisik olduğunu bilenler bilmeyenlere, bilmeyenler ise bana bir türlü açılayamıyorlardı cünkü bir ismi bile yoktu.en iyisi dedim ben kendi kendime, ki zaman zaman derim en iyisi diye. zürafam için geliştirdiğim prototip cabrio wolswagene 4 fil siğsa hangisi kullanamaz diye sordu ahmet abi, dedimki bende içkiden dolayı ehliyetini kaptırmamış olan. oda güldü ama ardindan ekledi saat kaç abi? zaman cok kıymetli... kiymette bir zamandır, tipki diğer zamanın kıymeti gibi, aslen kıymet pek bi kıymetli değildir, çünkü kıymada bir ettir. bu unutmamali, unutturmamalı, unutanları unutup, unutturanları da unutturtmamalı... ah günlük evvelki günden sonra, sensiz gecen o saatler nasıl sensiz geçti bir bilsen, sensizliğin beşi beş para, onu ise bedavaydı, bedava olunca almayanı dövüyolar vermeyen ise zenci oluyordu.ah be günlük sen orda olsaydında konuşsaydın neler cıtlatır neler yumurtlardın, yumurtanın en sevdiğim hali kafadandı oysa benim.bide -de halini severdim yumurtanın ama ayrı gayrı yazmak istemediğim için hiç yazmazdim daha bile iyiydi.bak yine yazmadim. günlük şimdilik hoş ve esen kal, bide boş kal ki yazayım. ara sıra dolu olsan kim bilir neler olurdu, hem şeytan doldurur derler ki azapta gerek kendileri...
heryerde seni görmek..
yazdıklarım hep seninle başlıyor, yazdıklarım hep seninle bitiyor. kalemimde biten mürekkebin bıraktığı son iz sensin. merak etme, ilk iz de sensin. ne çocukluk rüyalarım, ne gençlik hayallerim, ne yaptığım planlar var aklımın labirentlerinde. sen kocaman bir labirent olmuşsun, hiç bilmediğim koridorlarda aç, susuz dolanıyorum devamlı. elimi nereye uzatsam sana dokunuyorum, nereye baksam gördüğüm sensin. her akşam batan sen, her akşam batmayan sen, her sabah doğan sen, her sabah doğmayan sen. sensizlik kuşatıyor bu zalim şehri ve artık şehirsiz kaldım. insanın gönül sarayı yıkıldığında, sokaklarda dolaşacağı bir şehri kalmıyor. insanın mihrabı olmayınca, nere döneceğini şaşırıyor.



yellowredloves


sarıkırmızıaşk